Başiskele’de Millî Mücadele – 5 | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.Memur, Öğretmen, KPSS, e-okul, eğitim, sendika, belediye, memur alım ilanları
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>Başiskele’de Millî Mücadele – 5 20.02.2016 17:34

Başiskele’de Millî Mücadele – 5

I -    Canlı  Şahitlerin  Anlatımıyla  Ermeni  Mezalimi (Devam)

 

            Sesli olarak kaydedilen hatıralarında Niyazi ERZİNCANLI şunları anlatmaktadır:

            “Bizim, Balıkpazarı’na giden caddenin köşesinde saatçi dükkânımız vardı. Kuyumcu eşyası da satardık. İngilizler, İzmit’e ilk çıktıkları gün cebren kıymetli bir altın yüzüğümüzü aldılar. İngilizlerin peşine düştüm. Derince İstasyonunda bana Yahudi tercümanın teşviki ile su sıktılar, orada ne kepazelikler gördüm. Alamadım velhasıl geri geldim.

            Aradan biraz zaman geçti, Türklerin silahlarını topladılar. Tek tük götüren oldu. Bizde de kırma tüfek, tabanca, kılınç ardı. Tavan arasına sakladım. İngilizler, Ermeniler caddelerde bağıra bağıra konuşarak ellerindeki, duvardaki silahların bile kendi icatları olduğunu söylüyorlardı. Dükkâna bir Ermeni oğlu geldi. Ufak tefek bir oğlan, 14 – 15 yaşlarında. Tabancası İngilizler müsaade ettiği için dışarıda.

  • Bizim çocuklara yazık oldu, çok yazıklar oldu, dedi.
  • Senin çocuğun var mı, dedim.
  • Yok, benim çocuklarım değil, bizim çetecilere yazıklar oldu.

Anlattığına göre Bahçecik’te 83 kişilik bir Ermeni çetesi kurulmuş ve gasb-ü garet (gasp ve garez) ediyorlarmış. Bizim çeteciler de bir baskınla bunların 80 tanesini öldürmüştür.

            Aradan 3 – 4 gün mü ne geçti; karşıki köyden birisi, Gürcü delikanlı, hiç hatırımdan çıkmaz; sol gözü kör, bir kaza geçirmiş, bizim Çuhahane Fabrikasının kaputlarından bir elbise yaptırmış. Başında Gürcülerin taktığı gibi bir çapula, dizine kadar pembeli - beyazlı çoraplar. Tığ gibi bir delikanlı.

            Bir Ermeni oğlu koşa koşa geldi. İngiliz Hintli Müslüman askerler bizim dükkânda istirahat ederlerdi. ‘Düşman, düşman!’ diye geldi. Hemen silaha sarıldılar. Ben de çıktım. Baktım Ermeniler bu zavallıyı eczaneden pamukla tentürdiyot istediği için yakalamışlar. Hintli askerler yalnız düşman kelimesini anlıyorlar. Aldılar, götürüyorlar. Ermeni, çete reisi imiş. Yani inanmazsınız, buradan uzun kâfirin boyu. 2 metreden fazla muhakkak, adı da Lion. O, gidiyor. Ermeni’nin bir tanesi:

  • Zo, (eliyle çete reisinin böğrünü muştalayarak) bizim papazın

üstüne binen budur. Sakalını tutan budur. Eşek yapan bizim papazı budur. Türkçe konuşuyorlar, Türklerin aralarında.

  • Zo, bir tanesi eksik olsun ne! Böyle eliyle bir tane daha vurdu.

Ermeni bir fırladı, bizim adımımızla 3 adımlık uzun. Gitti. Ertesi sabah bir dellal: Tersanede idam edilecek birisi var; isteyen gelsin, seyretsin. Ve neticede idam ettiler adamcağızı. Hiçbir gayrin hak. Ne yapabilirsin. Ermeniler böyle hain. Rumlar, komşularımız bağıra bağıra:

  • Ya! İngilizlerin domdom kurşunu beynini duvara yapıştırdı diye

konuşmaya başladılar. İngiliz Başçavuşu tam 13 tane adamı Ahz-ı Asker (Askerlik)  Şubesi’nin orada pozlar verip fotoğraf çektirerek kurşuna dizdirdi.[1]

 

            II -    Arşiv  Vesikalarının  Diliyle  Ermeni  Mezalimi

§  Huzûr‑ı Âlî‑i Mutasarrıfîye (Valilik Makamına)[2]

Sa´âdetlü Efendim Hazretleri

20/7/[13]35 târih (1919) ve 229 numaralı tahrîrât‑ı âlîleri arîza‑i cevâbiyyesidir (yazınıza cevabımızdır).

            Ermenilerin hicretden avdetlerinden (döndüklerinden) sonra ilk katl Mart 35 târihinde vâki´ olduğu cihetle; mezkûr (o) târihden i´tibâren tahaddüs eden vakâyi´de (var olan olaylarda) katledilen Ermenilerle,Ermeniler tarafından icrâ olunan ve mazbût bulunan (zapta geçen) vakâyi´‑i şekâvet‑kârâneyi (şikâyete konu olayları) ve bu bâbdaki (hususdaki) icrâ`ât ve muvaffakıyet (başarı) derecesini nâtık (söyleyen) iki kıt´a pusula merbûtdur (rabt edilmiştir).

            İşbu katillerin en ziyâde ehemiyeti hâiz bulunan (en önemlisi) ve bi`d‑defe´ât sü`âl (her defasında sorgulanması) ve istîzâhı mûcib olan (açıklanması gereken) vak´a Yuvacık ile Baş İskele arasında 4 Ermenininbirden katlidir. Buna pek ziyâde ehemmiyet verilmiş ve hakîkaten şâyân‑ı ehemmiyet (öneme değer) bulunmuş olmasından dolayı bu bâbdaki kanâ´at‑i zâtiyyemin (bu hususdaki kişisel kanaatimi) makâm‑ı sâmîlerine iblâğını fâ`ideden hâlî bulmadığım (makamınıza iletmekten geri kalmadığım) cihetle ber‑vech‑i zîr arzeylerim (bu meyanda arz ederim).

            Ermeniler hicretden avdet etdikden (sürgünden döndükten) sonra kısmen sâ`ika‑i adâvet (düşmanlık hissi) ve intikâm ve kısmen de büyük hükûmetlerin mazhar‑ı mu´âvenetleri (yardımlarına mazhar) olmalarından mütevellid (dolayı) hiss‑i gurur ve azamet (üstünlük duygusu) dolayısıyla bir çok katl ve sirkatlericrâ etmişler, hattâ hükûmete karşı da pek serkeşâne (başıbozuk) hareketde bulunmuşlardı ki bu ahvâl ber‑vech‑i âtî zuhûr etmiş (bu durum bu şekilde gelmiş) ve muntazam teşkîlâta mâlik olan bu millet aleyhlerinde netîce vermesi tabiî olan hâlât‑ı mezkûreden (sayılan hallerden) yine kendi menfa´atleri îcâbı olarak el çekmişlerdir. Hâlen âsâyişi muhill (bozan) hareketleri pek meşhûd şahit olunmuş) değildir. Ahvâl‑i şekâvet‑kârâneleriyle (eşkiyalık halleriyle) sirkat (hırsızlık) ve serkeşlikleri (âsilikleri) - İzmit şehrinde ve nevâhî‑i sâirede (diğer taraflarda) zuhûr eden vakâyi´ müstesnâ (olan olaylar istisna) olmak üzere ‑ şu yolda cereyân etmişdir:

1‑ Hicretden avdetin (tehcirden dönüşün) hemen haftasında Arslan Beğ ve Yuvacık karyeleri (köyleri) civârındaki kurâ‑yı İslâmiyye (Müslüman köyleri) ile Derbend ve Ermişe nâhiyeleri (bucakları) İslâm köylerinde bir çok sığır hayvânâtı sirkat edilmiş (çalınmış) ve bu hayvânâtın etleri ellerinde tek, bir tek hayvan bulunmaksızın avdet eden (geri dönen) Ermeni köylerinde, bi`l‑hâssa Arslan Beğ`le Yuvacık Karyesi`nde veErmeni kasab dükkânlarında ‑ şehirdeki et fiyatının 100 ilâ 120 kuruş olmasına rağmen ‑ 20 ilâ 40 kuruşa satılmış ve bu hal aylarca devâm etmiş ve kendilerinin taht‑ı i´tirâf (itirafı altında) ve tasdîklerinde bulunan bu mütemâdî (devamlı) ve mebzûl (çok sayıda) sirkat keyfiyetinin (hırsızlık durumunun) her dürlü mahrûmiyet içinde yurtlarına avdet eden Ermenilerin karınları lâyıkı ile doymadıkca men´ edilemeyeceği anlaşılmış ve karınlarını doyurmak mecbûriyetindeki bu köyler halkına şiddet yerine nasîhat icrâsı daha evlâ (uygun) görülmüş ve çok def´a da öyle yapılmışdı, bu bütün İzmit livâsınca (ilince) ma´lûm bir hakîkat (bilinen bir gerçek) idi.

           

 

 

 

[1] ÇAM, Dr. Yusuf, Milli Mücadele’de İzmit Sancağı, sayfa 39 - 40, İzmit Rotary Kulübü Yayınları, İstanbul, 1993.

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/