BEN ZULMU GÖRDÜM!.. | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.Memur, Öğretmen, KPSS, e-okul, eğitim, sendika, belediye, memur alım ilanları
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>BEN ZULMU GÖRDÜM!.. 11.12.2016 10:43

BEN ZULMU GÖRDÜM!..


  Kasım Arıcı Eyüp İlçe Milli Eğitim Müdürüydü. Buraya Lise Müdürlüğünden gelmişti ve tam bir görev kolikti. Sonra Ata Özer’in ikinci adamı olarak İstanbul İl Milli Eğitim Müdür Yardımcılığını yaptı. Rize’nin Güneysu İlçesindeydi ve Tayyip Bey’i yakinen tanıması yanı sıra akrabalıkları da vardı. O bir dava adamı olduğu için düşüncesinden taviz vermiyordu, araya adam sokmuyor kimseden bir şey talep etmiyordu.  AKP ayağı iyice yer tutunca ya bizim gibi düşün İl Müdürü hatta Müsteşar ol, ya da sana dünyayı zindan ederiz mantığını hayata geçirdi. Bu yalnız Kasım Arıcı için değildi elbet, herkes için geçerliydi. Kasım Arıcı bu mantığa şiddetle karşıydı. O liyakatın önemli olduğuna inanıyordu. Sen misin bizim gibi düşünmüyorsun deyip önce Zeytinburnu’n da İl Milli Eğitim Müdürlüğünün köhne bir binası vardı oraya gönderip yetkisizleştirdiler. Kasım Bey üzülüyordu, üzüldükçe şekeri artıyor ve karaciğerinde hasar oluşturuyordu. Yaklaşık iki yıl orada kaldıktan sonra Kumkapı ya gönderdiler. Burada da bir süre kaldıktan sonra diğerleri gibi siz işe yaramazsınız haydi havuza deyip son koltuğunu da elinde aldılar. Bu üzüntüler karaciğerini iyice harap etmişti ve mart 2016 da alın dünya sizin olsun deyip ebedi aleme göçtü.

     Osman Yıldırım Eyüp Sultan Camii İmamıydı. Hoca sabah namazlarında yaptırdığı dualarla bilinirdi. Fakat Osman Hoca nın bir tek kusuru vardı. O da Türk Diyanet Vakıf Sen üyesi olmaktı. Hocayı sürgün etmişlerdi. Osman Hoca ile karşılaştık ve olup bitenleri kendisinden duyduk. Yıl 2007 idi, Osman Hoca sürgün edilmiş. İzin alan Osman Hoca İdari Mahkemeye dava açtı kazandı geldi. Ancak bu sefer de Eyüp Sultan’ın bir köyüne görevlendirme verdiler. Bu gelgitler Hoca nın moralini alt üst etmişti. Osman Hoca doktora gitti, ne yazık ki Akciğer kanseri teşhisi konmuştu. Müftülük ve amirleri bu durumu biliyordu. Ama Osman Hoca nın sürgün hayatı devam etti. Bu moral bozukluğu da hastalığını hızlandırdı ve Osman Hocam altı ay sonra hayatını kaybetti. Her ne kadar cenaze merasiminde halk Müftüyü yuhaladıysa da, sonra öğrendik ki Osman Hoca nın harcanması talimatı çok daha yüksek yerlerden gelmiş.   

   Yıl 2014 Ağustos ayı bütün Türk Eğitim Sen li müdürler vebalı muamelesi görüp kapının önüne konuldu. Bir kişi kalmıştı o da Tantavi Ortaokulu –İlkokulu Müdürü Behzat Taş’tı. Hayırdır Behzat sen nasıl kaldın diyen arkadaşlara; kardaş buradakiler beni alırlardı. Ben Ankara da müsteşar yardımcısı hemşerim vardı Y.B ona söyledim. Sağ olsun üstünde durdu da paçayı sıyırdık. Bana kaç kez dediler gel bizim sendikaya, yok dedim ula ben i.. yim diyerek redettim. Behzat kardeşim şen şakrak biriydi. Eğitim Bir Senlilerden Behzat’ın kalışını hazmedemeyenler kazan kaldırmış nasıl olmuşta kalmış diye sorgulama içerisine girmişlerdi. Meğer Behzat Bey şikayet edilmiş müfettişler gelip gidiyormuş. Gerekçe de öğretmenin biri okula sarhoş gelmiş. Oysa Behzat Bey hakkında gerekli işlemleri yapmış ilçeye bildirmişti. Bu üzüntülere dayanamadı ve henüz genç sayılan bir yaşta kalp krizi geçirerek aramızdan ayrıldı.

    Derya Sarı 1970 doğumlu henüz 45 yaşındaydı. Hadımköy Örfi Çetinkaya Ortaokulu Müdürüyken görevden alınan Türk Eğitim Sen li Müdürlerimizdendi! Hukuki mücadelesini  sürdürmekteydi. Mahkemeden gelen evrakta sahtecilik yaptıklarını ispatlamıştı. Ancak zoruna gidiyordu. Ben Pendik te oturuyorum, buraya verdiler gitmem demedim geldim. Görevimi yaparken arsızlığım, hırsızlığım varsa söylesinler. Bir hatamı arasalar bulamazlar. Vatan severlik dersen sınayalım kim daha çok fedakardır görelim. Bu düşmanlık arıma gidiyor, zoruma gidiyor diyordu. Biz Türk Milleti düşmanımıza bile zulüm yapılanca karşısına dikilen bir milletiz. Şimdi bizi, biz ki her şeyimizle kendimizi vatana adayan kişilere hain muamelesi yapıyorlar ya, ötekileştirip bizi vatanımızda garip duruma düşürüyorlar ya zoruma gidiyor diyordu.

   O da üzüntüden kalp krizi geçirip Bağcılar Medipol de yoğun bakıma kaldırılmıştı. Önce sıkıntıdan mide kanaması ardından kalp krizi beyne kan gitmiyor ve ne yazık ki bitkisel hayata giriyor. Hastahaneye gidiyoruz gözyaşından başka bir şey yok. Dönüp geliyoruz ve dört Ekim de Derya kardeşim de tıpkı Behzat gibi o da alın her şeyinizi başınıza çalın deyip bu alemden göçtü.

  Zulmün hangisini anlatayım. Dolmabahçe deki müezzin de kanserdi. Sırf camide içki içilmedi dediği için başına gelmedik kalmadı.

  Anayasa değişiyormuş; eğer içinde bu zulmü yapanlardan hesap sorulacak ibaresi yoksa, eğer hukuk bir kişinin tekeline veriliyorsa, eğer zalimlere düğün bayramsa mazluma düşen hakkını sonuna kadar korumaktır. Sonuç olarak; kim ne yapar bilemem ancak ben zulmü gördüm ve bu ülkede zulüm son buluncaya kadar mücadele edeceğim.

 

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/