ÖĞRETMENLERİN (YA DA EĞİTİM BÜROKRASİSİNİN) PERFORMANSI | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.
Ana Sayfa
Dolar : 3,8637 Euro : 4,5470 Bist : $19.241
Ana Sayfa >>ÖĞRETMENLERİN (YA DA EĞİTİM BÜROKRASİSİNİN) PERFORMANSI 28.10.2017 23:16

ÖĞRETMENLERİN (YA DA EĞİTİM BÜROKRASİSİNİN) PERFORMANSI


İflah olmaz maarif davamız, kolay kolay iflah olmayacağını gösteren nev-zuhur uygulamalarla saç-baş yoldurmaya devam ediyor. Problemin kaynağını yanlış yerde teşhis eden eğitim bürokrasisi, yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder düstüru mucibince eğitimimizi öğretmenden-öğrenciden eden uygulamalara aralıksız devam ediyor. Keşke hiçbir şey yapmasalar zayiatımız daha cüz’i olacak. Zaten; eğitimin sorunu eğitimcilerin kayıtsız kalmaları-ellerinden geleni yapmamaları değil; yüzde doksanı eğitim dışı konular olan yüzlerce şeyi birden yapmalarının istenmesidir. Şimdi de gündemde öğretmenlerin performans değerlendirilmesine tabi tutulmaları var. İşin garipliği şu ki; akşam-sabah azarladığımız, strateji belgeleriyle “sen yetersizsin” dediğimiz, Mebim şikâyetleriyle öğrencinin ve velinin maskarası haline getirdiğimiz muallimlerin bir de performansını değerlendireceğiz.
Öğretmenlerin performansı, okul müdürü, zümre öğretmenleri, zümresi dışındaki diğer öğretmenler, kendisi, veli ve öğrenci olmak üzere 6 farklı birim tarafından değerlendirilecek. Hazırlanan taslak öğretmen performans değerlendirme modeli pilot çalışmasının Ankara, Antalya, Balıkesir, Erzurum, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kayseri, Malatya, Mardin, Samsun ve Trabzon illerinde gerçekleştirileceğini basından öğrendik. Sadece bizler değil; öğrenciler de öğrenmişler ki “hocam öğretmenlere de bizler not verecekmişiz” diye hocalarını iğnelemeye başlamışlar.
Pilot çalışma, MEBBİS (Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri) içerisinde hazırlanan Performans Değerlendirme Modülü üzerinden 23 Ekim`de başlatıldı. Okul müdürü, zümre öğretmenleri, zümresi dışındaki diğer öğretmenler, kendisi, veli ve öğrencinin öğretmene "not" vermesiyle elde edilecek sonuçlar da öğretmenin kariyer basamaklarında, terfiinde, hizmet puanının hesaplanmasında ve yurtdışı görevlendirme gibi alanlarda kriter olarak kullanılacak.
Malumunuz, 2017 Yılı Haziran Ayı Mesleki Çalışma ve Seminer Döneminde “Öğretmen Strateji Belgesi” yayımlanmıştı. Bu belgeyi seminer döneminin bombası olarak nitelendirmiştik. Belgenin daha sunuş bölümünde; biz bakanlık olarak her şeyi yaptık fakat “en kritik faktör” öğretmenlerdir, denmek isteniyordu. İfade aynen şöyle: “Bütün ülkelerde eğitimle ilgili değişim çabalarının uygulamaya geçirilmesinde anahtar rolün öğretmenlerde olduğu, öğretmenlerin içselleştirmediği ve benimsemediği hiçbir reform girişiminin başarılı olmadığı ve sınıf ortamına yansımadığı görülmektedir.” Bakanlık bu bilgiye sahipken; “Öğretmen Strateji Belgesi”   içeriğinin, öğretmenler tarafından içselleştirileceğini ve benimseneceğini zannetmeleri de neyin nesidir anlayamadık…” demiştik. (Bkz:www.memurlarinsesi.com/makale/omer-emir-dogan/ogretmensiz-strateji-belgesi) İşte bu belge içerisinde de yer aldığı üzere; öğretmenlerin performansları 6 farklı birim tarafından değerlendirmeye tabi tutulacak.
Yayımlanan Öğretmen Strateji belgesindeki amaçlardan birinde; “Yüksek nitelikli, iyi yetişmiş ve mesleğe uygun bireylerin öğretmen olarak istihdamını sağlamak” deniyor. Öğretmenlerin kişisel ve mesleki gelişimini sürekli kılmak için, öğretmenlerin gelişim ihtiyacını tespit için periyodik olarak yapılacak bir performans değerlendirme sisteminin hayata geçirileceğinden bahsediliyordu ki biz bu durumu bu şekliyle makul bulmuştuk. (Bkz:kamuajans.com/Ömer Emir Doğan ve www.sivasbulteni.com/ogretmensiz-strateji-belgesi-) makul bulduğumuz şey; çalışan ile çalışmayanın ayrılmasıydı. Öğrencinin öğretmenine not vermesi değildi elbet. İmamların müftüye not vermesinden, polislerin emniyet müdürüne, bürokratların bakana ya da bakanların başbakana not vermesinden bahsedilmediğine göre, öğrencinin-velinin-muhtarın-bakkalın da öğretmene not vermesinden bahsedilmemelidir. Geçmişte yapılan ve saatlerce süren ADEY ve RİDEF değerlendirmeleri hatta 2016 yılında yapılan okul müdürlerinin değerlendirmeleri dahi sorun olmuştu. O halde eğitimci olmayanları işin içine karıştırmadan ve eğitimcilerin evet dediği bir değerlendirme sistemi getirilmelidir.
“Eğitimde başarılı olmak her şeyden önce öğrencinin, öğretmenin ve eğitim yöneticisinin motivasyonunun arttırılmasıyla doğrudan ilişkilidir. Lakin bu motivasyonu, öğretmeni her dört yılda bir sınava alarak, sürekli “sen yetersizsin, git kendini geliştir” diyerek, “sizin beğenmediğiniz maaşın yarısına çalışmak isteyen, dışarıda binlerce öğretmen adayı var” diyerek yapmanın imkânı da bulunmamaktadır.( Bkz:bizimsivas.com.tr/kose-yazilari/ogretmensiz-strateji-belgesi1-1638.html) Öğretmeni dört yılda bir sınava alacağımıza, dört yılda bir psikoteknik değerlendirmelere alalım.
Konuyla ilgili sendikacıların görüşlerine baktığımızda en çok üyeye sahip üç sendikadan da muhalif açıklamalar yapıldığını görmekteyiz. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk’un: "Bu kaosun ayak sesleri.  Pilot uygulama genişlerse `Meslektaşıma Performans Notu Vermiyorum` ya da `Meslektaşımın Performansı 100`dür` eylemi yaparız" şeklinde ifadelerde bulunduğunu, Eğitim-Sen’in açıklamasında ise; bakanlığın her başarısızlığın sorumlusu olarak öğretmeni gördüğünü, oysa sorunun öğretmende değil; yanlış eğitim politikalarında olduğunun belirtildiğini görüyoruz.(Detaylı bilgi için; ilgili sendikaların internet sitelerine bakınız.)
Yetkili Sendika Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 ilde pilot olarak alelacele uygulamaya koymaya çalıştığı öğretmen performans değerlendirmesini kabul etmediklerini ifade ederek, “Daha önce denenen, okullarda iş barışına zarar veren, kurumları, kişileri mahkemelik yapmaktan öteye gitmeyen bu uygulama geri çekilmelidir. Sizi birbirinize ölçtürüyorum’ anlayışı, yan yana duranları karşı karşıya getirmektir. Söz konusu değerlendirme sisteminin öğretmenlik mesleğine kesinlikle itibar ve kariyer vaat etmediğini, tam tersi, herkesin birbirine not verme üzerinden nota verebileceği bir zemini işaret ettiğini ifade ederek eylemlilik sinyali veriyor.
YALÇIN açıklamasında:  “Toplumsal dayanağı olmayan, uygulayıcı desteğini almayan hiçbir projenin başarılı olamayacağı tecrübelerle sabittir. Demokratik teamüller katılımcılığı gerektirir. Kapalı devre politikalar eğitimi başarısızlığa, bakanlığı ise vicdanlarda sorgulamaya iter. Israr devam etmemelidir. Yetkili sendika olmanın sorumluluğu ile hareket ediyor ve bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Sağduyu galip gelsin. Eğitim-Bir-Sen olarak, üyelerimizle böyle yanlış bir uygulamanın hiç bir tarafında olmayız. Olsa olsa karşısında oluruz, eylemlilik dâhil” ifadelerine yer veriyor. (Bkz:www.ebs.org.tr/manset/4322/performans-degerlendirme-uygulamasi-geri-cekilmelidir)
Hülasa; Prof. Dr. İbrahim DELİCE’nin dediği gibi; “Öğretmeni yapılandırmacı sistemle etkisiz eleman olarak yapılandırdıktan sonra onlara hesap sormakta ne ola ki!..
Es-selam…

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/