“BAŞKANLIK” MESELESİ | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.Memur, Öğretmen, KPSS, e-okul, eğitim, sendika, belediye, memur alım ilanları
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>“BAŞKANLIK” MESELESİ 21.02.2016 22:26

“BAŞKANLIK” MESELESİ


 

Türkiye;  gündemi çok sık değişen ve çok sık değiştirilen bir ülke. Bu sıklığa rağmen; “başkanlık sistemi” tartışmaları uzunca bir süredir gündemde ve gündemde olmaya devam edeceğe benziyor. Henüz ilan edilmiş bir “başkanlık modeli” olmamasına rağmen; âmâ kişinin fil tarifinde olduğu gibi; herkes tuttuğu-tutturduğu yerden, “başkanlık sistemi” tarifi ve açıklamalarıyla, taraftarlığını ya da aleyhtarlığını ortaya koyuyor.

 

Lise sonrası, 1995 yılından itibaren Şehri İslambul da amelelik dâhil, bir takım geçici işlerle iştigal ettik. Bu işlerden biri de bir inşaat firmasının yazıhanesinde telefonlara bakmak, getir-götür işleri gibi işlerdi. Sinema oyuncusu Fatma GİRİK, Şişli Belediye Başkanı olduğu zaman, Yeşilçam emektarlarına Ayazağa Köyü’nde bir arazi tahsis etmişti. Bu arazi üzerinde kırktan fazla da gecekondu bulunmaktaydı. İşte bu araziye yukarıda bahsettiğimiz oyuncular için konut yapmak üzere faaliyette bulunan firmanın sahibine “başkan” derlerdi. Başkan aşağı, başkan yukarı, başkan geldi, başkan gitti derken; biz de bu “başkan” ismini aldık Sivas’a getirdik.

 

Yine o günlerde üniversite öğrencisiydik ve Öğrenci Bölüm Temsilcisi sekilmiştik. Bu görevi 3 yıl yapınca, eskilerin deyişiyle “mümessil”; arkadaşlarımızın hitabıyla da biz de “başkan” olmuştuk. Zaten ondan sonraki günlerde aramızda “gardaş” kelimesinden çok “başkan” kelimesi kullanılmaya başlamıştı. Bugünlerde nasıl ki herkes “kanka”, o günlerde de herkes “başkan” idi. Sonradan öğrendik ki; bu başkanlık bizim bildiğimiz gibi değil; ne büyük bir makammış meğer. Düşünsenize, devletin en üst yöneticisine “başkan” diyorlar. “Başkanlık” bizim için böyle başlasa da, bugünler de aktüel olan tartışma elbette bu değil.

 

Başkanlık sistemi, hükûmet başkanının aynı zamanda devlet başkanı olduğu ve yürütme erkinin yasama organından bağımsız bir şekilde yönetimde bulunduğu cumhuriyete dayalı bir hükûmet sistemi şeklinde tanımlanıyor. Başkanlık sisteminde yasamanın yürütmeyi fesh etme yetkisi yoktur. Yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükûmet sistemi şeklinde açıklamalar da bulunanlar da var.

 

Başkanlık sisteminde devlet başkanı yasa önermez fakat parlamentonun yaptığı yasaları veto etme hakkına sahiptir. Buna rağmen yasama organından nitelikli bir çoğunluk bu vetoyu iptal edebilir. Başkanlık sisteminde devlet başkanının bakanlar kurulu için önerdiği adaylar ve hâkimler yasama organı tarafından onaylanmalıdır. Başkanın, hâkimleri fesh etme veya emir verme gibi bir yetkisi yoktur. Güvensizlik oyu ile hükûmet düşürülüp erken seçimler düzenlenemez.

 

AK Parti’nin önerdiği iddia edilen Türk tipi başkanlık sisteminde; başkan doğrudan halk tarafından 5 yıllığına seçilecek. Bir kişi iki dönem başkanlık yapabilecek. Başkan, seçimler öncesinde başkan yardımcısını da halka açıklayacak. Sistemde üniter yapı korunacak, tek parlamento olacak. Meclis’in milletvekili sayısı 550 olarak korunacak. Parlamento seçimleri ile başkanlık seçimi eş zamanlı 5 yılda bir yapılacak. Başkan Meclis’e değil sadece halka karşı sorumlu olacak. Bu nedenle güvenoyu ve gensoru uygulamaları kaldırılacak. Bu yolla başkan ve kabinenin düşürülmesi imkânı da olmayacak. Başkan kabinesini parlamento içinden seçmeyecek. Milletvekili olanlar bakan olamayacak. Başkan, vatana ihanet gibi belli başlı bazı suçlardan yargılanabilecek. (bkz:www.a24.com.tr/baskanlik-sistemi)

Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı Mehmet UÇUM bir gazeteye verdiği röportajda; mevcut sistemde cumhurbaşkanlığı pozisyonunun, Meclis yamuk yaparsa parmak sallayıp, canlarına okusun diye,  vesayet makamı olarak düzenlendiğini, fakat vesayetçi aklın bir gün cumhurbaşkanını halkın seçeceğini hesap etmediğini söylüyor. Erdoğan`ın çok geniş yetkileri var. Mevcut sistemi devam ettirirsek Erdoğan`dan sonra gelen tüm yetkileri kullanır. Sistem otoriter bir yapıya çok elverişlidir. Erdoğan bu sistem sorununu çözmek ve demokratik bir sistem kurulması için başkanlık istiyor. Erdoğan`ın siyasetini anlamayanlar bazı önyargılarda bulunuyor. Erdoğan 2001`den bu yana sadece toplumun taleplerini tespit edip onu siyasete dönüştürdü. Erdoğan`la birlikte temsili liderlik yerine organik liderlik geldi. Erdoğan alan araştırması ve anket yapmadan, halka sormadan siyasi yaklaşım geliştirmedi. Erdoğan`ın siyaset anlayışı otoriterlik ve diktatör üretmez, diyor. Gerçekten de yaşadığımız şu son 15 yılda böyle bir eğilime şahit olmadık. (Bkz:www.haberturk.com/gundem/haber/1189110-mehmet-ucum)

Ve’l hâsıl başkanlık demek; Türkiye için”sağ” ve “sol” olmak üzere ikili bir yapıya indirgenmek demek. Öteki ara siyasi formların, küçük partilerin, başkancıkların tasviyesi demek.  Aynı zamanda “sol’ un da iktidar olma olasılığı demek. Başkanlık sistemi sonrası ikili bir yapı oluşacağı için eğer “sağ” kökenli bir başkan ülkeyi sıkıntıya sokarsa,  ikinci en büyük alternatif, “sol”cu bir başkanın yönetime gelmesi olabilir. Bekir Tanyıldız’ın ifadesiyle sistemin adı da çok önemli değil.  Önemli olan felsefesi, samimiyeti, ciddiyeti. Sakallı Celal’in ``meşrutiyeti ilan ettik olmadı, cumhuriyeti ilan ettik olmadı, yahu bir kere de ciddiyeti ilan edelim nasıl olur? ``  dediği gibi konuyu ciddiyetle mütalaa etmekte fayda var.

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/