UMUTLARIN BİTTİĞİ ZAMANLAR | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.Memur, Öğretmen, KPSS, e-okul, eğitim, sendika, belediye, memur alım ilanları
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>UMUTLARIN BİTTİĞİ ZAMANLAR 19.08.2015 14:40

UMUTLARIN BİTTİĞİ ZAMANLAR

Umutların tükendiği günler yaşamaya başladık.

Daha dündü, şehit haberleri ile umutlarımızın ve gönül dünyalarımızın yıkıldığı günler. Daha dündü, annelerimizin yüreklerine ateşlerin düştüğü günler. Daha dündü, ocakların söndüğü, bacılarımızın kocasız, çocuklarımızın babasız kaldığı günler. Daha dündü bebek katillerinin ülkeyi kan gölüne çevirdiği günler.

     Mevcut hükümet, her türlü siyasi riski alıp, bu kargaşanın bitmesi için çözüm sürecini başlattı. Muhalefet partileri topyekûn bu sürece karşı çıktılar. Her biri bir şekilde bu ortamdan siyaseten besleniyordu. Akan kan umurlarında değildi. Anneler ağlamış, bebekler yetim kalmış, ocaklar sönmüş, her gün onlarca fidan teröre kurban verilmiş hiç ama hiç söz konusu değildi onlar için. Bütün bu karşı duruşlara rağmen iktidar elini taşın altına koyarak, bu sürecin devamı için gereken adımları attı. Kısa zamanda sonuç alındı ve arzu ettiğimiz günleri yaşamaya başladık. Bazılarına göre Kürt sorunu ama bize göre terör belası olan o kötü süreç bitti ve yerini güzel günler almaya başladı. Muhalefetin bütün ısrar ve dayatmalarına rağmen iktidarın dirayetli duruşu sonucu artık bayram sabahları şehit haberleri ile uyanmıyorduk. Her akşam haber bültenlerini terör baskınları, yakılan araçlar, bombalanan karakollar, şehit edilen fidanlar doldurmuyordu. Ülkenin batısı gibi doğusunda da yatırımlar son hızla devam ediyordu. Kürtçe konuştu diye kimse suçlanmıyor, herkes ana dilini serbestçe konuşuyordu. Konuşmak bir yana okullarda ve kurslarda eğitimi verilmeye başlanmıştı. Kürtçe gazeteler basılmış, dergiler yayınlanmış, televizyonlar kurulmuştu. Öyle yaygara yapıldığı gibi dünyanın sonu da gelmemişti. Ülke menfaatinden çok şahsi menfaatini düşünen muhalefete, ülkesini ve değerlerini düşmanlarına peşkeş çekecek kadar alçalan paralel yapıya rağmen ülke olarak rahat bir nefes almaya başladığımız günler yaşamaya başlamıştık.

     Ülkenin iyiye gidişatından rahatsız olan yerli ve yabancı hainler daha fazla bu duruma tahammül edemedi. Artık gelişen ve bölgesinde söz sahibi olan Türkiye’nin önü tıkanmalıydı. Kendi silahını üreten, kendi uçağını yapan, kendine yeten bir ülke değil, her şeyiyle kendilerine mahkûm olan bir ülke isteniyordu. Siyasi olarak meclise girmeleri bile yetmemişti kendilerine. Düğmeye basıldı ve Türkiye yeniden o kâbus dolu günlere geri döndürülmeye başlandı. Silahlar sussun diyenler, ilk önce devlete silah çeken kişiler oldu. Tekrar okulları, kursları, camileri yakmaya ve yıkmaya başladılar. Çocukları kaçırıp annelerin yüreklerine ateşler düşürdüler. Yüzlerce defa askerle karşı karşıya gelip milletin evlatlarına ateş etmeye başladılar. Sokakları ve caddeleri molotof kokteyli ile savaş alanlarına çevirdiler. Şehirlerin her yerine bombalar yerleştirip yerleşim alanlarını cehenneme döndürdüler. İnsanlığa ve insanlara ait ne varsa yok etmeye çalıştılar. Ekonominin gelişmesini engellemek için tırları, arabaları, iş makinelerini ateşe verdiler. Hastaların bile iyileşmesini istemediler ve ambülansları yaktılar. Kobani bahanesi ile bayramları kana buladılar ve insanlığı öldürdüler. Sözde doğayı bahane ettiler ve barajları yıkmaya, yatırımları durdurmaya çalıştılar. Kirli planlarla, kanlı eylemlerle Suruç’ta onlarca cana kıydılar. Siyasi uzantıları sırtlarını halka değil teröre ve teröristlere dayayıp devlete ve millete meydan okuyup terörü ve teröristleri övmeye başladılar. Silah zoruyla milletvekili seçilip, milleti silahlanmaya ve teröre teşvik ettiler. Ekranlarda dostluk türküleri terennüm ettiler ama kapalı kapılar ardında millete ve devlete kumpas kurdular, ihanet planları yaptılar. Göstermelik kaza yapıp gelen trafik polisini hunharca öldürdüler. Belediyenin araçları ile terör örgütünün planları yataklık yaptılar. Askerden sivile, çocuktan ihtiyara, uyuyandan ayık olana, yediden yetmişe herkese pusu kurdular, öldürdüler. Terörü yeniden hortlattılar ve terörden beslenen siyasi uzantıları olan zevatla ihanete devam ettiler.

     Bütün iyi niyetler suiistimal edilmişti. Bütün uzanan ellere yumruklar sıkılmıştı. Bütün çalışmalar sabote edilmişti. Bütün zeytin dallarına silahla karşılık verilmişti.  Bu durumdan faydalanmaya çalışan sözde demokratik zevat her türlü hileye başvurdukları seçimlerden arzu ettikleri sonucu alamayınca hükümet kurma çalışmalarını kilitlemeye çalıştılar. Dini kisve altında bin bir çeşit ihaneti planlayan okyanus uzantısı paralel çete mensupları her türlü kumpasın içinde yer alarak ekranlardan ve gazetelerden boy boy şirretlik sergilediler. Ülkenin batması pahasına muhalefet kirli siyaset üretmeye çalıştı.

     Umutların tükendiği günler yaşamaya başladık. Ülke değil koltuk sevdası sarmıştı kravatlı bazı zevatı. Bu durumda devlet gerekeni yaptı ve yapmaya devam edecek. Herkes haddini ve hakkını bilmeli ve şahsı değil milletin ve devletin bekasını düşünerek hareket etmeli. Aksi halde bin bir çeşit emekle ayağa kaldırılan ülke bir hiç uğruna heba edilecek ve zarar gören yine millet olacak.

     Rabb’im hayırlısını versin duası ile…

 

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/