RAHMET ELÇİSİ | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.Memur, Öğretmen, KPSS, e-okul, eğitim, sendika, belediye, memur alım ilanları
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>RAHMET ELÇİSİ 26.04.2016 11:03

RAHMET ELÇİSİ

"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107)

    Hz. İbrahim’in son duasıydı :“Ey Rabbimiz! Onlara içlerinden öyle bir peygamber gönder ki, üzerlerine ayetlerini okusun, kendilerine Kitab`ı ve hikmeti öğretsin, içlerini ve dışlarını tertemiz yapsın!” (Bakara /129) dileği.

     Hz. Îsâ’nın İsrâiloğulları’na hitaben müjdesiydi, “Ey İsrâiloğulları! Bilin ki benden sonra gelecek Ahmed isimli elçiyi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş elçiyim” (Saf-6) sözü.

     Tertemiz soydan geliyordu Abdülmuttalip.  Allah’ın kendisine on erkek çocuk verirse, bunlardan birini Kabe’nin yanında Allah için kurban edeceğine dair adağı vardı Rabb’ine. Adet üzere kura çekilmişti ve sekizinci evladı Abdullah’a çıkmıştı kura. Baba ve oğula teslimiyet yaraşırdı buna ve öyle de oldu. Baba yüreği buna dayanmazdı ve başka çareler aradı. Bulunan çare diyetti. Diyette on deve idi. Her seferinde kura Abdullah’a çıkıyordu ve her seferinde develerin sayısı on artırılıyordu. Abdullah’a karşılık konan develerin sayısı yüze ulaşınca kura develere çıkmıştı. Herkes derin bir nefes almış, Mekke halkı bayram etmişti.

     Dünya, büyük dedesi İsmail gibi yüz deve karşılığı kurban olmaktan kurtulmuş olan ve ahlaki değerleri hayatına adapte etmiş, alnında Nûr-i Muhammedî olan Abdullah ile, onun taht-ı nikahına aldığı, tertemiz bir sulbden, ahlaki meziyetlerle dolu bir soydan gelen, asalet ve faziletlerle süslü, haya ve edep dolu bir hanım olan,  Hz. Amine’nin evladı olarak Milâddan sonra 571 senesi, Fil Yılı`nda, 12 Rebiülevvel (20 Nisan) pazartesi gecesi sabaha karşı, Mekke`de dünyaya gelen Muhammed’in nuruyla aydınlanıyordu.

      Hz. İbrâhim’in duası kabul edilmiş, Hz. Îsâ’nın müjdesi gerçekleşmiş ve beklenen son peygamber Hz. Muhammed dünyayı teşrif etmişti. Bu gerçeği Hz. Muhammed, “Ben atam İbrâhim’in duası, Îsâ’nın müjdesiyim” (Müsned, IV, 127, 128, V, 262; Hâkim, el-Müstedrek, II, 656). Diyerek teyit edecekti. Hem babası Abdullah’ın hem de büyük atası Hz. İbrahim (as)’in oğlu Hz. İsmail (as)’in kurban edilmekten kurtulmuş olduğunu kastederek. “Ben, iki kurbanlığın oğluyum.” (Hâkim, Müstedrek, II, 609) diyerek  İbrahimi olduğunu dile getirmişti “O seni yetim bulup barındırmadı mı?” ( Duha-6) ilahi fermanıyla yetişen Resul.

     Dünya özlemişti kardeşliği. Merhamete hasretti dünya. Çölleşen vicdanlar bir damla sevgiye hasretti.  

 

 

     Beklenen gelmişti. Yeniden doğuyordu insanlık. Yeniden diriliyordu her şey. Bir değişim yaşıyordu dünya. Bir değişim yaşıyordu alem. Bir değişim başlamıştı evrende. Nuru kaplamıştı karanlık ufukları.

     Putpereslerin sarayları yerle bir olurken, kardeşlik binaları yükseliyordu. Putlar yüzüstü yıkılırken, tevhit inancı ayağa kalkıyordu. Save Gölü kururken, asırlardan beri kurumuş olan Semave vadisi ile kuruyan hayatlara su doluyordu. Kisra`nın sarayı zelzele geçirirken, yıkılan yuvalar yeniden inşa ediliyordu. 1000 yıldan beri hiç sönmeden yanmakta olan ateşperestlerin ateşleri sönerken,  geceler nurla aydınlanıyordu. Herkes o gecede ne olup bittiğinin şaşkınlığı içerisinde ürperip titremeye başlarken, her taraf gündüz gibi aydınlanıyor, yıldızlar yeryüzüne salkım salkım iniyordu.  Zalimleri korku bürürken, Zulmün ve zulmetin getirdiği bütün korku ve dehşet ortadan kalkıyordu. Kabe-i Muazzama`a Makam-ı İbrahim tarafına secde ediyor, etrafa “Allah-u Ekber, Allah-u Ekber” diye tekbir sesleri ile, “Beni müşriklerinden ve cahiliye zamanının kötülüklerinden temizlediler.” diye bir ses yükseliyordu. Sokaklarda “Ahmed’in yıldızı doğdu! Ahmed’in yıldızı doğdu!” sesleri yankılanıyordu.

    Doğum sancısı çekmeyen Hz. Amine’in evladı melekler tarafından yıkanmış ve sırtına peygamberlik mührü vurulmuştu. Dede Abdülmuttalib torununun dünyaya geldiği müjdesini alınca onun şerefine bir ziyafet vermiş, O’na, “Gökte Hakk, yeryüzünde halk, O`nu hayırla ansınlar” diye Muhammed, Annesi de O’na “Cenab-ı Hakk`ı yüce sıfatları ile öven, hamt eden kimse olsun” diye Ahmed adını vermişti.

     O, sevecen, hassas, adil, merhametli, ilgili, düşünceli, şefkatli, sabırlı, anlayışlı, nazik, duyarlı, saygılı, sorumluluk sahibi, vefakâr ve güler yüzlü bir eş; fedakâr, çocuklarıyla çocuklaşabilen ve biri hariç bütün evlatlarının acısını görmüş yüreği yanık bir baba; şakacı, ağzı dualı, öpüp koklayan, candan ve sımsıcak bir dede; iyiliksever, nazik, hatır gözeten, diğerkâm, her zaman paylaşmaya hazır, iyi ve kötü günlerde yalnız bırakmayan ve kapısı daima açık bir komşu; güleç, sıla-i rahme özen gösteren, ilgili, nezih, iyi huylu, sevilen ve sayılan bir akraba; konuşkan, paylaşımcı, cömert, yoldaş, derttaş, gönüldaş, sıcakkanlı, seven ve sevilen bir dost; zorlaştırmayıp kolaylaştıran, zeki, sabırlı, sakin, anlatımı açık, anlayışı derin, anlaması seri, öğrettiklerini bilen, bildiklerini yaşayan, güler yüzlü, sözü özlü, uyarıcı, müjdeleyici, örnek olan ve vahyi tebliğ eden bir eğitimciydi.

     O, âlemlere gönderilen rahmet elçisiydi.

     İnsanı insan yapan bütün güzelliklerin odaklandığı bir şahsiyet olan rahmet elçisi Hz. Peygamberin doğumudur mevlid.

     O’nun bireysel ve toplumsal hayatımızı aydınlatan insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, sabır ve metanetini, kerem ve cömertliğini, kısaca insanlığa sunduğu değerleri anlayıp hayatımızı onun yüce ahlâkıyla güzelleştirmektir emelimiz.

     O’na ümmet olabilmek ve şefaatine nail olabilmek ümidiyle…           

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/