MANEVİ ZİRVEYE TAŞIYAN MERDİVEN: DUA | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.Memur, Öğretmen, KPSS, e-okul, eğitim, sendika, belediye, memur alım ilanları
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>MANEVİ ZİRVEYE TAŞIYAN MERDİVEN: DUA 06.07.2015 01:30

MANEVİ ZİRVEYE TAŞIYAN MERDİVEN: DUA

MANEVİ ZİRVEYE TAŞIYAN MERDİVEN: DUA


Daha doğmadan gıyabımızda başlar temenniler ve ebeveynimiz tarafından hayırlı 
evlat olmamız talep edilir Yüce Yaradan’dan. Doğduğumuzda semaya açılan avuçları 
görürüz, bizim için açıldıklarını bilmeden. Ne için olduklarını bilmeyiz ama gücünü 
hissederiz açılan ellerin, gözlerimizi dünyaya açtığımızda. Güzel sözler terennüm 
eder büyüklerimiz, bizim tertemiz bir hayata başlamamız için. O dilekler zamanla 
ninnilerle serpilir yüzümüze. Gece karanlıklarında uyku göllerine dalar, cesaretle 
teslim ederiz kendimizi rüyaların akışına, o temennilerle ve o temennilerin gücüyle. 
Anne ve babalarımızı görürüz elleri semaya açılmış bir şeyler mırıldanırken ve 
güç aldıklarını hissederiz gözleriyle yukarılardan. Günahsızızdır ama günah dolu bir 
dünyada günahsız kalabilmemiz için yakarmaktadırlar bizim adımıza Yaradan’a. 
Annelerimizle beraber sevmeye başlarız görmediğimiz ama gücünü her an 
annelerimizin avucunda hissettiğimiz evla’mızı… Adeta manevi tomurcuklar 
açmaya başlar o avuçlarda biz evlatlar için. Büyüklerimizin terennümlerine içli bir 
sessizlikle katılır ve sadece “âmin” sözüyle perçinleriz o sözleri yüreğimize. Gün 
gelir, yavaş yavaş biz de başlarız konuşmaya Yaradan ile. O masum ve bîgünah 
halimizle acizliğimizi arz ederiz gücü ve kudreti sınırsız olana. Bunu 
büyüklerimizden görerek yaptığımızı sanırız, bu arzunun bize yaratılıştan verilmiş bir 
ihtiyaç olduğunu bilmeden. 
Aciz ve zayıf olan senin, bütün benliğinle kudreti sonsuz Yüce evla’dan her 
türlü ihtiyacını talep etmendir dua. Bir kul olarak Yaradan’ın sana değer vermesine 
sebep olan bir eylemdir dua. Havaya, suya, ekmeğe duyduğumuz ihtiyaç gibi 
hayatımızda ihtiyaç duyduğumuz şeydir dua. 
Duaya duyduğumuz ihtiyaç Yaradan’a duyduğumuz ihtiyaçtır aslında. Çünkü ruh 
Allah’a ait bir emanettir bedenlerimizde. Özü ve kaynağı Allah’tan olan ruhun, doğal 
olarak kendi özü ve kaynağı olana ihtiyacı olacaktır elbette. İşte bu nedenledir ki dua, 
madde âleminden mana âlemine yönelip Yaradan’a yükselmektir. Yüceliklerle dolu 
bir atmosfere girmek, aklı geride bırakıp gönlü öne geçirmektir dua… Kulluğumuzu, 
sığınışımızı, bütün ecramıyla varlığımızı manevi âlemlere taşıyan merdivendir dua. 
Kuru bir söz değildir dua; zamanla çok şey ifade etmeye başlar zihin dünyamızda 
dua sözcüğü... Çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek manalarını alır her 
geçen gün hayatımızda. Acizliğimizi anlarız Yüce Yaradan karşısında dua ile. Duanın 
hem iman, hem ibadet ve hem de ahlak kaidesi olduğunu anlarız zamanla, yaşayarak. 
Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olur, bizi tevhit inancına taşır ve Allah’tan başka 
varlıklara muhtaç olmamızı önler dualarımız. 
Dualarla başlarız hayata, dualarla yaşarız ve dualarla değiştiririz hayatı. Günlük 
stres ve sıkıntılardan, ruhun derinliklerine nüfuz eden korku ve vesveseden duanın 
gücüyle kurtuluruz. Umutların tutunduğu dal, gecelerin hayırlı sabahı, bela ve 
felaketlerden kurtuluş, gönüllere ışık saçan nur ve kullar için sonu gelmez huzurdur 
dua. anevi dertlerin şifası, gönüllerin huzuru, yaşama şevkini dirilten rahmet, hasta 
gönüllere reçete, hata ve günahlardan arınmaya fırsattır dua. Aciz olanların güçlü ve 
kudretli olan ile kurduğu köprü, acizliğin itirafı, ihtiyaç sahibini mutlak kudret 
sahibine bağlayan manevi bağdır dua. 
Beden elbisesinden sıyrılıp ruh kesiliriz adeta duayla. Çünkü Yaratıcıyla çok özel 
bir iletişimde engel olur beden ruhlara. Dua ile kendimizi buluruz, kendimizle 
hesaplaşırız ve kendimizi riyasız bir şekilde görürüz kendi gönül aynamızda. 
Gözyaşlarıyla birlikte şiir gibi dökülür yakarışlarımız dudaklardan ve bütün dünyevi 
beklentilerden soyutlanmış bir biçimde yükselirler Rahman’ın katına, saf ve temiz 
olarak... 
İnsanın dünyadaki en değerli anıdır dua anı. Dua, Rabbimizin huzuruna kabul 
edilmemiz, O’nunla baş başa kalmamız, O’ndan istememiz ve halimizi O’na arz 
etmemizdir. Kendimizi Allah’a sigorta ettirmemizdir dua. Yolumuzu aydınlatan, 
önümüzdeki engelleri kaldıran, bereket kapılarını açan manevi bir anahtardır dua. 
Sadece kendimiz için değil, diğer insanlar için de yapılan arzdır dua. 
Allah katında en değerli eylem, zikrin en faziletlisi, acizlikten, tembellikten, 
korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından, ölü ve dirilerin fitnesinden koruyan 
zırhtır dua. Sadece başımız sıkıştığında sarıldığımız şey değil, rahatlık anında da 
şükrün ifadesi olarak yaptığımız şeydir dua. Yalnız aciz ve güçsüzlerin değil, herkesin 
ihtiyaç duyduğu bir sığınaktır dua. 
Gönlümüzün derinliklerinde bir ümit, bir kutlu kıpırdanış duyar, manevi âlemde 
engin bir iklime dalarız dua anında… Yaşadığımız bu ruhsal ahenk, maddi 
bedenimizde huzur olarak belirir. Yakarışlarımız zorluklara direnme gücü kazandırır, 
seherleri ve sahurları bereketlendirir, bizi fikren ve ruhen rahatlatır, ölüme bile 
tebessümle bakar hale geliriz. Duaların gücüyle hastalıklara direncimiz artar, iyileşme 
süreleri kısalır, doktorları bile hayrette bırakan tıbbi sonuçlar ortaya çıkar. İşte bu, 
duanın gücü, dua edenin dua sahibinden aldığı güçtür. 
Hz. İbrahim ve İsmail’in “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur!” dualarıyla atıldı 
Kâbe`nin temelleri ve bu teslimiyetle inşa edildi Allah’ın evi… 
Hz. Nuh’un “Beni ve benimle birlikte olan müminleri kurtar!” duasıyla kurtuldu 
insanlık o büyük tufandan. 
Hz. İbrahim “Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla!” talebiyle 
iltica etmişti Rabbine ve “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl!” dualarıyla emanet etmişti 
Hacer Annemizi ve oğlu İsmail’i ekke’ye… 
Hz. Zekeriya “Rabbim! Bana katından temiz bir nesil bahşet!” nidasıyla bir evlat 
talep etmişti Rabbinden… 
Hz. Lut “Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar!” 
duasıyla emin olmuştu kötülerin şerrinden. 
Hz. Yusuf “Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu 
öğrettin!” sözleriyle dönmüştü yüzünü Yaradan’a. 
Hz. usa “Rabbim! Gönlüme ferahlık ver! İşimi bana kolaylaştır! Dilimdeki 
tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar!” yakarışıyla davet etmişti insanlığı Hak yola. Hz. Süleyman “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere 
şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih 
kullarının arasına kat!” duasıyla şükrünü ifade etmişti evla’sına… 
Hz. Yunus “Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. 
Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden oldum!” tövbesiyle kurtulmuştu balığın 
karnından… 
Hz. İsa (a.s.) “Bizi rızıklandır! Sen rızıklandıranların en hayırlısısın!” duasıyla 
şükretmişti evla’ya… 
“Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap!" diye yalvardı Rabbine Hz. eryem. 
“Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır.” “Seni bütün 
eksikliklerden uzak tutarız!” diye dua eder melekler. 
“Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı!” 
diye dua etmelidir evlatlar ana ve babaları için... 
“Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla!” diye 
dua edelim, bu dinin bize kadar eksiksiz bir şekilde gelmesine sebep olanlara… 
“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a 
karşı gelmekten sakınanlara önder eyle!” diye dua edelim eş ve çocuklarımız için… 
“Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden sana sığınırım!” diyerek kurtulalım 
şeytanın şerrinden. 
“Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir 
kavme karşı bize yardım et!” diye dua edelim düşmanlara galip gelmek için. 
“Ey Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli 
bir helaktir.” diyerek emin olalım nar-ı cehennemden… 
“Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme! Bize katından 
bir rahmet bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedensin!” nidasıyla isteyelim cenneti. 
“Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından 
koru!” duasıyla isteyelim iki cihan saadetini Yüce Mevla’dan. 
Selam ve dua ile…

Kamil Çakır

(Dil ve Edebiyat Dergisi, Sayı 79, Temmuz 2015)

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/