HAMURU FETİHLE KARILAN ŞEHİR | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.Memur, Öğretmen, KPSS, e-okul, eğitim, sendika, belediye, memur alım ilanları
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>HAMURU FETİHLE KARILAN ŞEHİR 30.05.2017 12:15

HAMURU FETİHLE KARILAN ŞEHİR

İstanbul

Her şehrin kendine has bir yapısı vardır. Tarihiyle, coğrafi konumuyla, ekonomik durumuyla veya kültürel yapısıyla farklı bir yere sahiptir her şehir. İçinde yaşayanların çoğu zaman farkında olamadıkları bir akışı vardır onların. Herkese ve her kesime ayrı bir dünya sunarlar.

Üç kıtaya adaletiyle hükmeden Osmanlı Devleti’nde, halifelik ile birlikte dünyevi gücün uhrevi güçle birleşmesi, İstanbul’u o güne kadar hiçbir doğu veya batı başşehrinin ulaşamadığı bir kudret, ihtişam ve itibara kavuşturmuştur. Bu yapı Kanuni’nin zamanında adeta tepe noktasına ulaşmıştır. Fatih Camii ile başlayan yeni mimari tarz, Süleymaniye Külliyesi ile zirveye ulaşmıştır. Mimarideki  zirve aynı zamanda şiirde, ilimde, sanatta ve askeri alanda da yakalanmıştır. Bu yapıları ile şehrin ağırlık noktaları, külliyeler ve çevresi olmuştur.

Bu şehir bize emanet bir şehirdir. Bu şehir kutlu müjdeye nail olmuş bir şehirdir. Bu şehir, toprağını şereflendiren Ebu Eyyub el-Ensarilerin, Fatih Sultan Mehmetlerin şehridir. Bu şehir, Mekke ve Medine’nin, Şam’ın, Kudüs’ün, Diyarbakır’ın kardeşi bir şehirdir. Bu şehir, tarihiyle ve misyonuyla bütün mazlumların gözünü diktiği, her hareketini gözlediği bir şehirdir. Gazze’nin yetimleri, Ramallah’ın öksüzleri bu şehri izliyor, Suriye’nin mazlum ve mağdurları bu şehirde besleniyor. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan bu şehir, bir imparatorluklar şehridir.

Tarihin bütün yükünü bir emanet gibi sırtında taşıyan İstanbul, Türkiye’nin özeti ve Türkiye’nin umududur. 81 İl bayrağının dalgalandığı bir ildir bu il. Her an elde, dilde ve kulaktadır bu şehir. Fatihin emaneti olan güzel İstanbul, heybesinde ve kınında rahmet taşıyan aziz bir şehirdir. Tarihin yeniden yazıldığı, çağların kapanıp çağların açıldığı, nice asırları geride bırakan, nice baharları geçen, nice ömürleri tüketen bu şehir canlı gibidir. İnsan gibi kalp atışları vardır; sokaklarında nabzını hissedersiniz şehrin; caddelerinde ruhunu görürsünüz. Her yanı tarih kokan bu şehir, dosta umut, düşmana korku salar. Yaşamadan anlamak zordur bu şehri.

Anlatmakla bitiremezsiniz İmparatorluklar şehri  İstanbul’u. Onu hakkıyla anlatabilmek imkânsızdır adeta. Adına binlerce yazı yazılmış, binlerce şiir söylenmiş, şarkılara ve türkülere konu olmuştur İstanbul... Öyle ki, bir taşına Acem mülkünü feda eylemiş âşıkları vardır onun.

İstanbul, şairlere ilham kaynağı olmakla kalmaz, aynı zamanda içinde yaşayanları da, hasretiyle gurbet elde bulunanları da şair yapar. Orada yaşayanlar güzelliklerine doymakla kalmaz, kederlerine onunla birlikte ağlar, mutluluklarına onunla birlikte sevinirler. Gizli sandıklarında içindekilerin kahkahalarını da, gözyaşlarını da birlikte saklar İstanbul...

Dosttur İstanbul… Kimsesizliğinizi onunla giderirsiniz. Dertlerinizi ona açar, onunla paylaşırsınız mutluluklarınızı... Görkemli Ayasofya, narin Sultanahmet, gizemli Kızkulesi, Altın Boynuz Haliç, doyumsuz Boğaz, şehri üstünde taşıyan yedi tepe, koynundaki adalar, Peygamber dostunun ebedi ikametgâhı Eyüp ve daha yüzlerce mekânıyla bir efsane olan bu şehirde güne başlamak, bu fani dünyada tadılabilecek en güzel hazlardan biridir. Belki yoğun geçen gündelik hayat içerisinde pek fazla hissetmezsiniz bu şehri. Ama her hangi bir sebeple ayrılacak olsanız, kısa zamanda özlersiniz buraları. Ayrılırken sizi en son yolcu eden, dönünce de ilk önce karşılayan odur sizi.

İnsanı cezbeden farklı bir yapısı vardır bu şehrin. Memleketin en ücra köşesinde, yoğunluktan uzak, doğa ile iç içe yaşarken bile sizi buralara çeken bir gizemi vardır, çözemezsiniz. Bir kere bu şehrin havasını solumuşsanız, bir daha kurtulmanız mümkün değildir ondan. Bir sır mı desem, bir büyü mü desem, bir bağ mı desem, bilemiyorum. Bildiğim bir şey var; o da bu şehrin yüreklerde yaktığı sevda ateşidir. Sevgilinizle kol kola gezerken, babanızla birlikte caddelerinde tur atarken, arkadaşlarınıza Eminönü’nde balık ekmek ısmarlarken, rüzgârlara karışan ezan seslerini dinlerken, sabah veya akşam trafiğinde işinize veya evinize yetişmek için çile çekerken hep başka bir sevda vardır içinizde bu şehre karşı. Ondan şikâyeti yine ona yaparsınız ama bir türlü kırılmazsınız ve kopmak istemezsiniz bu şehirden.

İnce ve alımlısın, sevgilimsin, İstanbul!

Mahşere dek yanacak kandilimsin, İstanbul!

Rabbim seni korusun! 

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/