BU TOPRAKLARIN KADERİ (II) | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.Memur, Öğretmen, KPSS, e-okul, eğitim, sendika, belediye, memur alım ilanları
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>BU TOPRAKLARIN KADERİ (II) 26.10.2016 11:19

BU TOPRAKLARIN KADERİ (II)

Türkiye küllerinden yeniden doğuyor. Yenidünyanın aktörü Türkiye oluyor ve batı bundan hiç haz etmiyor.

Bu toprakların kaderi Osmanlı döneminde başlayan darbelerle değişmiş, aynı senaryo Cumhuriyet döneminde de her on yılda bir farklı aktörlerle ama aynı zihniyetle tekrar tekrar sahneye konmuştur. Kendine biçilen rolün dışına çıkmaya başlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin önüne bu defa 27 Mayıs 1960 darbesi çıkarılmış sebep olarak “Adnan Menderes’in istibdadını yıkmak” gösterilmiştir. Başbakanın yakasına asılarak “Hürriyet isteriz” naraları atanlar meşrutiyet anlayışının varisleri idiler. Askeri kolunu Orgeneral Cemal Gürsel yüklenirken sivil ayağını İsmet İnönü oluşturuyordu. Meşrutiyette Sultan Abdülaziz’i suikast ile öldürenler bu sefer Başbakan Adnan Menderes’i idam etmişlerdi. Gösterilen sebep İrtica ve komünizm idi ama asıl sebep Türkiye’nin ayağa kalkmasını önlemek ve ebedi olarak batıya mahkûm etmekti. O gün için darbeyi gerçekleştirenler bunu başarmıştı. Ülkenin beli kırılmış, diz çöktürülmüştü. Orduda ihtilal yapma hastalığı 21 Şubat 1962 ve 22 Mayıs 1963 yıllarında da nüksetmiş ise de dayanağının yetersi oluşu ve o güne kadarki darbelerin içerideki destekçileri olan zihniyetin işbaşında olması ve kendi koltuklarını koruma hissiyatı ile başarısız olmuş ve liderleri olan Talat Aydemir’in idamıyla son bulmuştur.

     Almanya ve İngiltere’nin oyun alanından çıkan Türkiye Cumhuriyet döneminde Amerika ve Rusya’nın oyun alanı haline geliyor ve Amerika’nın rotası dışına çıkar gibi olduğunda Amerika destekli darbeler baş gösteriyordu. 27 Mayıs’ın üzerinden on yıl geçmişti ki darbe hastası subaylar bu kez Demirel hükümetine 3 maddelik bir muhtıra çekerek Demirel’in istifasına sebep olur ve akabinde bir dizi hükümet krizleri yaşanır. “ Türkiye bir yangın duvarıdır. Onu yıktırmamak için her şeyi yaparız” diyen o günün Amerika Devlet Başkanı Richard Nixon’un sözleri, Türkiye üzerinde devam eden ve edecek olan Amerika’nın etkisini ilan ediyordu.

     12 Mart darbesiyle yönetime tamamıyla el koyamayan darbeciler emir-komuta zinciri içerisinde 12 Eylül 1980 tarihinde “Anarşi ve şiddet” sebep gösterilerek yeniden idareye el koyuyor ve sahipleri olan Amerika’nın emellerine hizmet etme noktasında zirve yapıyorlardı. İdareye el koymak için gereken sebepler de kendi elleriyle üretiliyor, toplum sağ sol kavgası ile uçuruma sürükleniyor, Türkiye’nin yeniden dizaynı hedef alınarak bir nesil heba ediliyordu.

     Yıl 1997 ve Türkiye yeniden ayağa kalkma çabaları gösteriyor ve Amerika’nın rüyalarına kâbuslar giriyordu. Yerli işbirlikçilerinin tahriki ile TSK dolduruşa geliyor ve tanklar hükümetin üzerine sürülerek anti-demokratik maddeler dayatılıyor ve hükümetin istifası isteniyordu. Başarılı oldular ve hükümet yıkıldı. Akabinde dibe vuran bir ekonomi ile yüzleşen ülke nihayet felç olan bir ekonomi ile karşı karşıya kalmıştır.

     2001 yılında güçlü bir siyasi hükümet olarak işbaşına gelen Ak Parti ile ülke yeniden bir dirilişi yakaladı. Adlarına “Ulusalcılar” denilen ihtilal hastaları “Ergenekon”, “Balyoz”, “Ayışığı” vb. askeri darbe planları yaptılar ama deşifre olan planları sonucu tutuklanıp “Anayasal düzeni yıkmak” suçundan ağır hapis cezalarına çarptırıldılar. 27 Nisan 2007 deki e-Muhtıraya karşı Ak Parti’nin dik duruşu, partiye açılan kapatma davasının parti lehine sonuçlanması, gezi olaylarında arzu ettikleri sonucu alamayan hainlerin sonuçsuz kalkışmaları, 17-25 Aralık yargı darbesi ve nihayet fetö terör örgütünün 15 Temmuz 2016 darbe kalkışması. Hepsi sağ iktidarlara yapılmış ve hepsinde CHP muhalefette.

     Osmanlı Devleti’nin “çöküş süreci”nde Fuat Paşa’nın yabancı devlet adamlarına söylediği ve siyasi literatüre geçmiş olan, “siz dışarıdan, biz de içeriden bu devleti yıkmak için elimizden geleni yaptığımız halde bu devlet hâlâ ayakta kalmaya muvaffak olabilmişse, şüphesiz Osmanlı Devleti’nden daha büyük, daha güçlü ve daha mukavim bir devlet tasavvur edilemez” ifadesi, günümüzde hala geçerliliğini korumaktadır. Leş kargaları gibi bekleşen, ülkemiz ve topraklarımız üzerinde planlar yapan Batılı devletlerin kendi aralarında kurdukları “Haçlı İttifakı” o gün bugündür devam etmekte, onlarla işbirliği yaparak kendi devletine ve milletine ihanet eden kimi Türk aydınları ve devlet adamları da bu mirası devralarak kendinden sonraki hainlere devretmektedir.

    Türkiye küllerinden yeniden doğuyor. Yenidünyanın aktörü Türkiye oluyor ve batı bundan hiç haz etmiyor. 

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/