BEN ÖĞRETMENİM | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.Memur, Öğretmen, KPSS, e-okul, eğitim, sendika, belediye, memur alım ilanları
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>BEN ÖĞRETMENİM 25.11.2015 13:17

BEN ÖĞRETMENİM

Vazifemin kutsallığı karşısında çok şey talep eden değilim ben. Dünyevi olarak çokluğa tamah etmem, aza kanaat ederim ben. Öğrettiğim her harfe kırk yıl değil kırk yılda bir övgü yeter benim gönlümü almanıza.

Her meslek kutsaldır. Alın terinin döküldüğü, göz nurunun akıtıldığı, zihin veya beden gücünün verildiği, emeğin sarf edildiği her iş kutsaldır. Başkalarının hakkına girilmeden, kendi özgürlük alanında, ufukları zorlayarak yapılan, kendine ve milletine fayda sağlayan her çalışma kutsaldır. Bütün bunları insanların zihnine yerleştiren ve hakkı hak bilip ona riayet etme, batılı da batıl bilip ondan sakınma melekesini kazandıran, toplumu geçmişle donatıp geleceğe taşıyan, beşikten mezara dek kıymetli kılınan en kutsal meslek ise öğretmenliktir. Bütün işlere saygı duyarak, bütün işlerin kıymetini öğreterek, bu kutsal mesleği icra eden kişiyim ben. Ben öğretmenim.

     Yüce Yaradan’ın Resul’üne ilk emri “oku” fermanını düstur edinmiş, o emir doğrultusunda hayatını düzenleyen, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”  ilahi sözüyle övülmüş,  “Allah beni bir muallim olarak göndermiş bulunuyor.”  diyerek kitap ve hikmeti öğreten peygamberlerin varisi, “Allah’tan kulları içinde en çok korkan” ve hayatları övülmüşler seviyesine çıkarmaya çalışanım ben. Ben öğretmenim.

     Tüm zamanını Suffe Mektebinde Allah Resulü’nden ilim ve feyiz almakla geçirip, Kur’an’ı tüm dünyaya öğretmek için sınır tanımayarak ülke ülke, şehir şehir dolaşan, İslam’ın ilk muallimleri Medine’de Mus’ab b. Umeyr, Mekke’de Muaz b. Cebel ve Abdullah b. Abbas, Küfe’ de Abdullah bin Mes’ud, Basra’da Ebu Musa Eş’ari, Şam’da Ebu’d-Derda’yım ben. Ben öğretmenim.

     Milletin çocuklarını yetiştirmek için kendi çocuklarından ayrı gurbet ellerde görev yapan, dokunduğu her başı kendi evladının başı gören, okşadığı her saçı çocuğunun saçı bilen, dokunduğu her yüzü kendi yavrusunun teni addeden, geleceği gençlerin omuzlarında bilip onları ona göre şekillendiren, ülkenin her karış toprağını kendi kanıyla suladığına inanan vefakâr insanım ben. Ben öğretmenim.

     Canınız kadar sevdiğiniz, her biri bir gül olan çocuklarınıza can olurum, canan olurum. Sizin yokluğunuzu hissettirmem onlara. Sizin sevginizi aramazlar benim yanımda. Gözyaşlarına arkadaşlık yaparım ayrılıklarda. Cahillik illetini eğitimle tedavi eden, karanlığa ışık, simalarda tebessüm, acılara merhem, hayatlara yön veren, gönüllerde iz bırakan ışık huzmesiyim. Memleketin alın yazısını yazan kalem, kutlu yolun yolcularına rehber, gelecek aydınlık yarınları inşa eden mimar, düşlerinizin yegâne kahramanıyım ben. Ben öğretmenim.

     İnsanlık tarihi kadar eski ve zamanın sonsuzluğu kadar ebediyim ben. Geçmişi öğretir, geleceği kurgularım. Bedir’den Çanakkale’ye, Uhud’dan Malazgirt’e, tarihte kazanılan zaferlere bakın, beni göreceksiniz. İbrahim Hakkı Hazretlerinin vefasında, Büyük İskender’in kıymet bilişinde, Fatih Sultan Mehmet’in saygısında, Yavuz Sultan Selim’in sevgisinde gizliyim ben. Ben öğretmenim.

     Her şeye bir bedel biçebilirsiniz ama bana ve benim yetiştirdiğim nesillere asla... Heykeltıraşın mermeri ince ince işlemesi gibi işlerim çocukları ve gönüllerini. Her çocuk bir gül, her okul bir lalezar ve ben de bahçıvanıyım o gül bahçesinin. Elimdeki hamur gibidir onlar ve en güzel desenli pastaları yaparım o hamurlardan. Elimin değdiği nesiller medeniyetin zirvesi, elimin değmediği nesiller ise ya esir ya da sefil olurlar bu âlemde. Sadece harfleri, sayıları, yazı yazmayı ve okumayı değil, sayılarla ve harflerle bir hayat kurmayı öğretirim çocuklara. İçlerindeki gizli hazineleri keşfeder, onları meydana çıkarır, geliştirir ve çocuklarınızı o hazinelerin sultanı yaparım. Dünya üzerindeki mesleklerin en onurlusu ve en şereflisidir benim mesleğim. Ben öğretmenim.

     Siz geleceğe ait umutlar beslersiniz gönlünüzde, ben o umutları nesillerinizde gerçekleştirir sunarım size. Siz küçük bir kalp verirsiniz bana, ben ona dünyayı doldurup iade ederim size. Siz çorak topraklardan ümidinizi kesersiniz, ben onların bağrında nehirler akıtırım. Siz karanlığa lanetler okurken, ben yıldız olurum karanlık göklerinize ve kandil kandil aydınlatırım zifiri karanlıkları. Siz geçici görürken şu fani dünyayı, ben onu ebedi hayatlara beşik yaparım ninnilerimle ve ebedileştiririm gönül dünyanızda. Siz bir neslin devamı gibi görürken evlatlarınızı, ben kutsal bir emanet gibi alır, özenle büyütür ve sunarım sizlere işlenmiş bir taş gibi, mücevher gibi. Siz fırtınalarında savrulurken acımasız hayatın, ben sığınmanız için kitaplardan limanlar yaparım size kurtulasınız diye. Siz çaresiz boğuşurken karanlıklarla, ben fecre çeviririm o karanlıkları bilginin yardımıyla. Siz olumsuzlukların gölgesinde ümidinizi keserken hayattan, ben bütün kusurları muhteşem bir manzaraya çeviren mehtap gibi doğarım ümitlerinize. Üzerinize kâbus gibi çöken bulutlardan dünyanız karardığında, ben gökkuşağı gibi sararım duygularınızı ve yeniden canlandırırım hayallerinizi. Apansız gelen musibetler karşısında nefessiz kaldığınızda ve uçuruma dönüştüğünde sessizliğiniz, gönüllere baharı getiren ben olurum efsunlu kelimelerle. Ben öğretmenim.

     Bilirim zorluğunu mesleğimin. Bir meltem gibi esmem gerektiğini bilirim yaralı yüreklere. Düş kırıklıklarına umutlar olmam gerektiğini de bilirim. Her yanlışımın bir dünyayı harap ettiğini bilirim öğrencilerimin hayatında. Bilirim her daim heyecanımı taşımam gerektiğini yüreğimde ve onunla sulamam gerektiğini çorak gönülleri. İbrahim gibi ateşleri gül bahçesine çevirmem gerektiğini de bilirim, Yusuf gibi kuyularda hayat biriktirmeyi de. Eyüp gibi yaralara sabretmeyi de bilirim, Yunus gibi balığın karnında Yaradan’ı tespih etmeyi de. Köy köy dolaşırım dünyayı ve ilmek ilmek dokurum insanlığı gelecek adına. Kelime anlamı dışında bir anlamı vardır adımın. İşim, hayat tarzımdır benim. Sınıfta hayat, toplumda huzur, ülkede barış, dünyada örnek insanım ben. Ben öğretmenim.

     Vazifemin kutsallığı karşısında çok şey talep eden değilim ben. Dünyevi olarak çokluğa tamah etmem, aza kanaat ederim ben. Öğrettiğim her harfe kırk yıl değil kırk yılda bir övgü yeter benim gönlümü almanıza. Bir tatlı söz yeter kırgınlıklarımı tamire. Bir mektup nasıl da bir ömür mutlu eder beni. Bir telefon bitirir bütün hasretimi. Bir selam, bir mesaj, bir haber neler değiştirmez ki dünyamda! Sonbaharın bir gününü adamışsınız bana. Hatırın kalmasın cinsinden bir gün… Hatırlamak istemezcesine bir gün... Yapraklar dökülürken hatırlanmak, hazan mevsimi ile özdeşleşmek ağır gelmez mi insana? Neleri paylaşmadınız ki benimle! Sevinçlerinizi, hüzünlerinizi, dertlerinizi, başarılarınızı, sırlarınızı... Neleri paylaşmadım ki sizinle! Sevgimi, üzüntümü, mutluluğumu, hasretimi… Acılarda birlikte gözyaşı dökmedik mi sizinle? Sevinçlerde birlikte coşmadık mı uçarcasına? Oyunlar oynamadık mı çamurlu bahçelerde? Ağrıyan yanlarınıza merhem olmadım mı sözlerimle? Hayaller kurmadık mı geleceğe ait binlerce? Dualarımda hep siz olmadınız mı ıssız gecelerde? Birlikte aşmadık mı küçük dünyanıza çıkan büyük engelleri? Küçük kalplerinize büyük sevgileri birlikte sığdırmadık mı? O sevgiden bir damla yeter benim gönül dünyamı doldurmaya. Bir damla olsun ama her gün olsun olmaz mı? Hayatınızın her gününü dolduran biri iken, ne olur beni hayatınızda bir güne sıkıştırıp üzmeyin! Ben Öğretmenim!

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/