ALMANLARIN ACİZLİĞİ  | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.Memur, Öğretmen, KPSS, e-okul, eğitim, sendika, belediye, memur alım ilanları
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >>ALMANLARIN ACİZLİĞİ 07.06.2016 11:15

ALMANLARIN ACİZLİĞİ

Almanların 117 bin insanı aç ve susuz bırakılarak toplama ve çalışma kamplarında ölüme terk ettiğini ve katlettiğini unutmuş olabilirler ama hafızalarda tazeliğini koruyor.

Sorunlu bir çocukluğunun ardından, dünyanın başına, bugüne kadar yaşanmış en büyük belayı, İkinci Dünya Savaşını açan, ihtirası sonucu 60 milyon insanın ölümüne sebep olan ve en son şakağına dayadığı silahıyla canına kıyan soykırım uzmanı Adolf Hitler’in torunları şimdilerde dünyaya adaletiyle hâkim olmuş bir millet olan Osmanlı’nın torunları bizlere soykırım iftirasıyla saldırma gayreti içindeler.

     "20. yüzyılın ilk soykırımı" ve "Hitler faşizminin doğumu" sayılan ve 31 yıl süren, 1891 yılında hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Namibya`ya sömürge kurmak amacıyla yola çıkan Alman askerleri, 1904-1905 yıllarında adanın yerlileri Herero ve Namalar üzerine taarruz ederek yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden 117 bin insanı aç ve susuz bırakılarak toplama ve çalışma kamplarında ölüme terk ettiğini ve katlettiğini unutmuş olabilirler ama hafızalarda tazeliğini koruyor.

     1933-45 yılları arasında Büyük Alman İmparatorluğu`nu kurmak ve mükemmel Alman ırkını yaratmak hedefiyle dünyayı adeta bir mezbahaya çeviren Almanlar başka milletlerden ve etnik gruplardan 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek, toplama kamplarında, fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırıma uğrattıklarını unutmuş olabilirler ama tarih bunları unutmayacak.

     Tarihleri sömürü, vahşet, katliam, acizlik ve korkaklıkla dolu Almanların geçmişi zaman zaman işbirlikçilerini ki bunlardan biri de Fransızlardır, sömüren ve tahrip eden olaylarla doludur. Dünyaya adaletiyle hükmetmiş Osmanlı Devleti, çöküş döneminde bile savaşmaksızın gönderdiği fermanlarla bu iki milleti idare etmiştir. Günümüzde siyasi rantları için Türkiye üzerinde her türlü kirli oyunu oynama cesareti gösteren bu iki devlet ve liderleri kendi sömürü, vahşet ve korkak tarihlerini unutmuşa benziyorlar. Her gün ayrı bir oyunla Türkiye üzerinde ameliyat planlayan Almanya her seferinde toslamış, her seferinde geri adım atmıştır.   

     19. yüzyılda Almanya’nın Mülhaym şehrindeki ren nehrinin bir yakasında Alman’lar, öbür yakasında da Fransızlar oturuyordu. Fransız’lar her sene nehrin Almanlardaki kısmına geçip mahsulün tümünü toplayıp götürüyorlardı. O sıralar, birliğini temin edemeyen güçsüz Alman’lar ise buna fazla ses çıkaramıyorlardı. Her sene böyle olunca çareyi Osmanlı Sultanına durumu yazıp, imdat istemekte bulurlar.

     Mektupta şöyle denmektedir:

     “Fransız’lar her sene bize zulmediyor, mahsulümüzü elimizden alıyorlar. Siz ki dünyaya adalet dağıtan bir imparatorluğun sultanı, İslamiyet’in de halifesisiniz. Bizi bu zulümden kurtarın. Asker gönderin. Ürünlerimizi bu sene olsun toplama imkânı sağlayın.”

     Çöküş faslına girildiği zamana denk gelen yardım isteğini inceleyen padişah asker göndermeyi mümkün ve gerekli görmez; yalnızca asker elbisesi göndermeyi kâfi bulur ve cevabı bir mektupla beraber içi asker giysisi dolu üç çuval yollanır. Şaşkına dönen Almanlar çuvalı açıp mektubu okurlar:

     “Fransızlar korkak âdemlerdir. Onlara yeniçeri göndermemize gerek yoktur. Yeniçerilerimizin kıyafetini görmeleri kâfidir. Çuval içindeki Osmanlı askerinin elbiselerini adamlarınıza giydirin. Mahsul zamanı, nehrin görülecek yerlerinde dolaştırın. Karşıdan gören Fransız’lar için bu kâfidir.”

     Bağ bahçe sahipleri hemen Osmanlı askerinin kıyafetini kapışırlar. Hasat vakti büyük bir heyecanla yeniçeri kıyafetleriyle nehir kıyısında dolaşmaya başlarlar.

     Ertesi gün karşıdan gelen haber, Almanların sevinç çığlıkları atmalarına sebep olur:

     “Osmanlılardan imdat geldiğini düşünen Fransız’lar, korkudan köylerini terk ederek iç kısımlara doğru kaçmaktalar. Mahsulünüzü rahatça toplayabilirsiniz. Zulüm sona ermiştir.”

     Bu olay, Mülhaym’lıların gönüllerinde taht kurmuştur. Giydikleri yeniçeri kıyafetlerini, daha sonra Mülhaym’a bağlı Karlsruhe müzesine koyup ziyarete açarlar. Şehrin en yüksek binasına da Osmanlı bayrağı asarlar. Ayrıca halen olayın yıldönümünde de şehirde bir karnaval düzenleyip, hadiseyi temsilen kutlarlar. Osmanlı askerini değil, elbisesini görünce topraklarını terk eden Fransızların  korkusu o muhteşem devletin ve milletin tekrar dirilmesi, kendi sömürü düzeninin sona ermesidir.

     Osmanlı askerinin kıyafetleriyle Fransızları korkutup, topraklarında huzurlu bir şekilde yaşayan Almanların bu günkü çıkışlarının sebebi cesaretlerinden kaynaklanmadığı tarihi vesikalarla sabittir. Türkiye’ye ve tarihine dil uzatma densizliğinde bulunanlara kendi kirli tarihlerini bir kez daha okumalarını tavsiye ediyoruz ve diyoruz ki “Her an hazır olan yeniçeri kıyafetlerine tekrar ihtiyacınız olabilir.”

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/