Öğretmenlik Mesleğine Neoliberal Saldırı | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.
Ana Sayfa
Dolar : 3,7787 Euro : 4,6350 Bist : $10.240
Ana Sayfa >>Öğretmenlik Mesleğine Neoliberal Saldırı 20.04.2015 23:42

Öğretmenlik Mesleğine Neoliberal Saldırı

Eğitim, kapitalist devletin en önemli ideolojik aygıtlarından biridir. Althusser (2008) eğitimin işlevini tanımlarken iki noktaya dikkat çekmiştir. Birincisi, emek gücünün yeniden üretimi; ikincisi ise kurulu düzenin kurallarına boyun eğmenin yeniden üretimi. Eğitimin bu iki işlevi, başta okullar olmak üzere eğitimi sistemindeki çeşitli kurumlar aracılığıyla gerçekleştirilir.

Her kapitalist ülkede olduğu gibi Türkiye’de de yönetenler, eğitimin bu işlevlerini her dönemde kullanmışlardır. Türkiye’de şu anda hakim ekonomik yapı olan neoliberal ekonomi öncesi dönemde çalışma ilişkileri, ekonomi literatüründe refah devlerinin çalışma ilişkileri olan “Fordist emek süreci” olarak tanımlanmaktaydı. Fordist emek süreci; toplumsal ve teknik iş bölümünün birlikteliğini belirtir. Fordist üretim, ölçek ekonomisi içerisinde dayanıklı tüketim ürünlerinin kitlesel üretimidir. Böyle bir üretim biçimi temelde yarı kalifiye emek gücüne dayanır. Emeğin örgütlenme düzeyi yüksektir ve sendikalar aracılığıyla toplu pazarlıklara katılır (Jessop, 2009).

Fordizmin düzenleme biçimini ise örgütlenmiş emek ve işveren kurumları arasındaki toplu pazarlıklar oluşturmaktadır. Refah devleti bu pazarlığa arabulucu olarak katılır. Ancak devletin ekonomiye müdahalesi arabuluculuk rolüyle sınırlı değildir. Devlet aynı zamanda bir üretici olarak ekonomide yer alır. Kamu iktisadi teşebbüsleri tipi örgütlenmelerle bir yandan sermayeye ucuz girdi sağlar; bir yandan da istihdam yaratır. Refah devletinin toplumsallaşma modeli ise anne, baba ve çocuktan oluşan çekirdek aileye dayanır. Bu modelde baba çalışır ve aileyi geçindirebilecek düzeyde ücret alır. Çalışanların ömür boyu iş garantisi vardır. Toplumsal birlik, örgütlülük temelindedir ve bu temelde orta gelirli bölüm desteklenir (Jessop, 2009).

Fordist çalışma ilişkilerinin hakim olduğu 1980 öncesi Türkiye’sindeki sendikalaşma oranlarını ve reel işçi ücretlerinin yüksekliğini, işçi sınıfının mücadelesinin yanı sıra, bu yapıya bağlayabiliriz.

1990’larla birlikte Türkiye ekonomisindeki neoliberal dönüşüm kendini “Post Fordizm” temelinde ortaya koymaya başladı. Post Fordizm, esnek ve sürekli yeniliğe dayanan bir birikim rejimine dayanır. Kitle üretimini karşılayan kitle tüketimi modelinin yerini, ürün çeşitliliğine dayanan esnek üretim ve yenileme süreci almıştır. Talebin niteliği, ürün çeşitliliğini belirler. Bu durumda pazara ilişkin bilgi, üretimin girdisi haline gelmiştir. Post Fordizm bu sebeple bilgi-temelli ekonomidir. Post Fordizmde nitelikli merkez işçiler yüksek ücret almaktadırlar ve pazarda talebin kaynağını oluşturmaktadırlar. Daimi olarak yenilenen ve farklılaşan ürünler böylece üst düzey ücretlilere hitap etmektedir. Karların gerçekleştirilmesi sonrasında daha esnek üretim araçlarına yatırım yapılacak, buna uygun olarak emek süreci ve organizasyonu yeniden düzenlenecektir. Üretim artışı, ürün çeşitliliğinin arttırılmasına ve sürekli yenilenmeye bağlıdır.

Post Fordizmde emek süreci, nitelikli, yüksek gelirli merkez işçiler ile niteliksiz ve düşük gelirli çevre işçiler arasında bölünmüştür. Düzenleme biçiminin bir öğesi olarak ücretlerin belirlenmesinde Fordizme damgasını vuran toplu görüşme ve pazarlıkların yerini, sektör içi yahut işletme içi pazarlıklar almıştır. Ancak, merkez işçilerin aldığı ücret düzeyinin, diğer işçileri kapsayacak bir şekilde genelleştirilmesi söz konusu değildir. Böylece emek gücünde olduğu kadar toplumsal genel refah içinde de kutuplaşma başlayacaktır. Çevre işçilerinin ücretlerinin belirlenmesinde ise küresel rekabet önemli bir rol oynamaktadır. Arz, git gide dünya pazarları için yapılmaya başlandığından rekabet yüzünden çevre işçilerinin ücret düzeyi git gide daha fazla düşecektir; çünkü ücretlilik ilişkileri yalnızca yurt içi talebin kaynağı olarak değil, üretimin uluslararası maliyeti olarak görülmeye başlanmıştır. Böyle bir durumda ücreti, yalnızca ulusal emek piyasası değil, uluslararası emek piyasalarında emek gücünün maliyeti belirleyecektir(Jessop, 2009).

Öğretmenlik mesleğinin tarihsel sürecine bakıldığında Fordist dönemin güvenceli, örgütlü ve yüksek ücretli öğretmen profili ile neoliberal dönemin esnek çalışan, güvencesizleştirilen, örgütsüzleştirilen ve reel ücreti düşürülen öğretmen profiline net bir şekilde ayırt edebiliriz.

Bu anlamda, Türkiye ekonomisindeki liberalleşme adımları 1990’larla birlikte başlamış ve AKP dönemiyle birlikte hız kazanmıştır. Bu dönüşümün eğitim sistemine uyarlanması 2004 yılında yapılan müfredat değişiklikleri ve yapılandırmacı yaklaşım ile 4+4+4 eğitim reformudur. Öyle ki, bu değişiklikler eğitim sisteminin taraflarının tartışmasına meydan vermeden alelacele yasalaştırılmış ve uygulanmaya başlanmıştır.

17 Nisan 2015 tarihinde yayımlanan “MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği”ni de, eğitim sisteminde yaşanan neoliberal dönüşümün önemli bir adımı olarak görmek gerekiyor. Yönetmeliğin özellikle, öğretmenlerin işe girişi, adaylığın kaldırılması süreci, performans kriterleri ve öğretmen değerlendirilmesi ile ilgili hükümleri, neoliberal emek süreçlerinin esneklik ve güvencesizlik ilkelerinin, öğretmenlik mesleğine birebir uyarlanmasıdır. Yönetmeliğin “Aday Öğretmenlik İşlemleri” başlıklı bölümünde yer alan 15.maddesinde, “Aday öğretmenler, en az bir yıl fiilen çalışmak ve performans değerlendirmesine göre başarılı olmak şartlarını sağlamak kaydıyla, Bakanlıkça yapılacak yazılı veya yazılı ve sözlü sınava girmeye hak kazanır.” şeklinde düzenlenerek, öğretmenliğe atanmanın güvencesi ortadan kaldırılmış, yazılı ve sözlü sınav uygulamaları ile de iktidarın inisiyatifine bırakılmıştır. 16.maddede ise “Değerlendiriciler”; il millî eğitim müdürünce görevlendirilecek maarif müfettişi, aday öğretmenin görev yaptığı eğitim kurumu müdürü ve eğitim kurumu müdürünün görevlendirdiği danışman öğretmenden oluşur.” denilerek, performans değerlendirmesinin, son dönemde okul yöneticilerinin ne şekilde görevlendirildiği de göz önüne alındığında, ne kadar sübjektif olacağı apaçık görülecektir.

Adaylığı kaldırılmış, halen görev yapmakta olan öğretmenler için performans değerlendirmesi işlemleri ise 54.maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, değerlendirme ölçütleri öğretmenlerin başarı, verimlilik ve gayretlerini ölçmek üzere her ders yılı sonunda, görev yaptığı eğitim kurumunun müdürü tarafından yapılır. Bu değerlendirmeler öğretmenlere başarı belgesi verilmesinde dikkate alınır. Şimdilik sadece başarı belgesi verilmesinde kullanılacak performans değerlendirmesi sonuçları, önümüzdeki yıllarda öğretmenlerin esnek çalışma, güvencesiz çalışma, görevde yükselme, öğretmenliğin kademelendirilmesi gibi konularda da kullanılacaktır.

MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, esnek çalışma, güvencesiz çalışma, performans değerlendirmesi ve öğretmenliğin kademelendirilmesi gibi uygulamalarıyla, neoliberal çalışma ilişkilerinin, öğretmenlik mesleğine açık bir saldırısıdır. Bu saldırının karşılanması, yönetmeliğin, kamuoyunda tartışıldığı şekliyle rotasyon odaklı olmaktan çıkarılıp, neoliberal yönüyle ortaya konulmasına ve bilince çıkarılmasına bağlıdır.
 
Kaynaklar
Althusser, L. (2008). İdeoloji. Devletin İdeolojik Aygıtları. İthaki Yayınevi. İstanbul
Jessop, B. (2009). Kapitalist Devletin Geleceği. Epos Yayınevi . Ankara.
MEB Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği
http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/04/20150417-4.htm Erişim Tarihi: 18.04.2015

 

http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/