Maarif Müfettişlerine Hukuk Çağrısı | Memurlarınsesi-Memur haberleri-Kamunun haber sitesi.
Ana Sayfa
Dolar : 3,8338 Euro : 4,7176 Bist : $11.360
Ana Sayfa >>Maarif Müfettişlerine Hukuk Çağrısı 29.03.2016 06:37

Maarif Müfettişlerine Hukuk Çağrısı

Hükümetler ve kamu emekçileri arasında karşılaşılan hukuksal sorunlar 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun yürürlüğe girmesinden önce Anayasanın 90.maddesinde yer alan ‘Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda  farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.’ hükmünün bir gereği olarak;  87, 98 ve 151 sayılı ILO Sözleşmeleri, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 11.maddesi, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın ‘Toplu pazarlık yapma ve eylem hakkı’ başlıklı 28.maddesine de dayanılarak, oluşan hukuksuzluklara karşı yargı yoluna başvurulurdu.

Bu sorunlar, kanunun 2001 yılında yürürlüğe girmesinden sonra ufak tefek uyuşmazlıklar ortaya çıksa da çoğunlukla stabil bir seyir izledi.

Ancak 29 Aralık 2015 tarihinde KESK’in diğer emek ve meslek örgütleri ile birlikte almış olduğu karar gereği ‘Savaşa Hayır Barışı Savunacağız’ başlığıyla gerçekleştirdiği bir günlük hizmet üretmeme kararı hakkında, Hükümet üyeleri ve bürokratların yaptığı açıklamalar sonrası birçok ilde soruşturmalar başlatıldı.

Bu noktada hatırlatmak gerekir ki, sendikal eylem ve etkinliklerin disiplin cezası ile cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın bir çok kararı bulunmaktadır.

Bu kararlar, soruşturma açtıranlar ve soruşturmalarda görev alan maarif müfettişleri tarafından çok iyi  bilinmesine; yine Anayasa ve insan hakları sözleşmeleri ile güvence altına alınan sendikal faaliyet hakkının Türk Ceza Kanunu 118. maddesinde sendikal faaliyetlerin engellenmesinin ‘Suç’ olarak düzenlendiğinin de farkında olunmasına rağmen, hukuksuzlukta ısrar edilmeye devam edilmesi, soruşturma emirlerinin siyaseten verilmiş olduğunu göstermektedir.

Bu soruşturmaların çeşitli disiplin cezaları ile sonuçlanması halinde, 25 yıldır fiilen ve hukuksal olarak oluşmuş olan Hükümet-Kamu Görevlileri dengesini, çalışma barışını, sendikaların varlık nedeni olan eylem ve etkinlik yapma hakkını ortadan kaldıracağı ve sendikaları birer kanarya sevenler derneğine dönüştüreceği aşikardır.

KESK üyeleri bu sonucun farkındadır, hukuksal ve fiili-meşru mücadelelerini çeşitli platformlarda sürdürmektedir.

Bu noktada, soruşturma emrini verenler ve bu soruşturmalarda görev alanlar açısından ise bilinmesi gereken bazı noktaları belirtmek ve kayda geçirmek gerekiyor.

Öncelikle bir çok ilde Eğitim Sen ve KESK üyeleri TCK’nin 118.maddesine dayanarak soruşturma emri verenler ve soruşturmacılar hakkında suç duyurusunda bulundular ve bulunmaya devam edeceklerdir.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun, ‘Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları’ başlıklı 11.maddesinde ‘Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir. Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.’ hükmü yer almaktadır. Bu hükme göre, 29 Aralık KESK ve diğer meslek örgütlerinin almış olduğu sendikal eylem için yürütülen soruşturmalar açıkça TCK.118 maddeye aykırı olmakla birlikte ‘Suç’ teşkil etmekte; uluslararası sözleşmelere, AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarını hiçe saymak anlamına gelmektedir.

Aynı kanunun ‘Kişisel sorumluluk ve zarar’ başlıklı 12.maddesinde ‘Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar. Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.’ hükmü yer almaktadır.

Çok olası görmüyoruz ama 29 Aralık sendikal eylemi disiplin cezaları ile sonuçlandırılıp, sendika üyeleri maddi ve manevi olarak zarara uğratıldıkları zaman doğal olarak yargı yoluna başvuracaklardır. Sonraki süreçte, daha önce de bir çok kararda olduğu gibi bu cezaları yargısal süreç sonunda iptal ettirirlerse, uğradıkları maddi ve manevi kayıplarını tazmin etme yoluna gidebilirler. Bu durumda, devreye 657 Sayılı DMK’nin 11 ve 12.maddeleri girecektir.

Umarız süreç bu şekilde işlemez.

Buradan yetkililere; hukuksuz olduğu, sendikal eylem ve etkinlikleri engelleme anlamında suç oluşturduğu, çalışma barışının ortasına bir bomba gibi düştüğü ortada olan bu soruşturmalara bir an önce son verilmesi; maarif müfettişlerine de, soruşturma süreçlerinde hiçbir etki altında kalmadan sadece hukukun üstünlüğüne sahip çıkma çağrısı yapıyoruz.




http://www.memurlarinsesi.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..Memurlarınsesi-Memur haberleri -Kamunun haber sitesi.
haberyazilimi.com - http://www.memurlarinsesi.com/